17 Ağustos Marmara Depremi (Küçük Kıyamet)

   Nedense bu gece uyku tutmamıştı onu. Yatağında dönüp durmuş, ne yaptıysa uykuya dalamamış, en sonunda kalkıp bir sigara yakmaya karar vermişti. Oysa her gün yoğun çalışma hayatından dolayı yorgun düşer, akşam saat on dedimi gözleri kendiliğinden kapanmaya başlardı. Bu gece bir iç huzursuzluk duyuyor ama nedenini bilemiyordu Kemal.

   İpek çarşafın üzerinden karısının kumral yüzünü seyretti bir süre. Karısının on beş yıl boyunca Yazının kalanını okuyun »

Sırt Çantasıyla Balkanları Gezmek

   Güvenle aramızda başlayan şakalaşma ciddi bir planlamaya dönüşünce rüya gibi geçecek on günü ve gezeceğimiz Balkan ülkelerini hakikaten de hayal eder olduk. On beş gün içerisinde biletleri alıp hazırlıklara başladık. Hazırlık dediysem bir sırt çantası ve nasıl geçeceği kaba taslak belli olan Balkan dökümanları. Evet altı ülke ve on günümüz vardı. İnanın bu on günde yaşadıklarım gerçekten de benim için tarif edilemez bir rüyaydı. Bu rüyayı sizlerle paylaşıp ölümsüzleştirmek istedim.

   Diyarbakır’da sırtladığımız çantalarımızla Yazının kalanını okuyun »

Muz Sesleri – Ece Temelkuran

Birkaç ay önce bir süpermarket alışverişinde rastladım Ece Temelkuran’ın bu olmaz olası romanına (Roman da demeye dilim varmıyor ama). Muz Sesleri‘ni almadan önce bazı televizyon kanallarının kültür-sanat programlarında rastlamıştım hanımefendiye. Romanından bahsederken çok iddialıydı; neden iddialı olmasındı ki? Televizyon kanallarında reklamını yapacak ne kadar dostu ahbabı varsa ‘gazeteci’ tabirini kullanan, hepsi programlarına davet ediyor, köşelerinde yer veriyor, tartışma aralarına sıkıştırıyordu bir şekilde bu roman katili romanı. “Bakın ey millet! Biz gazetecilerden de romancılar çıkabiliyor.” tavrını en naif haliyle piyasaya sürüyorlardı.

Yazının kalanını okuyun »

Kartpostallar (Eski mi, yeni mi?)

Zaman ne kadar hızlı bir devinim içinde değil mi? Zaman hızla aktıkça, her şey, özellikle son yıllarda ne kadar hızlı değişiyor. Eskiden kartpostallar vardı mesela: Bayramlarda, yılbaşlarında veya öylesine zamanlarda dostlarımıza, akrabalarımıza, arkadaşlarımıza ve sevdiklerimize attığımız rengarenk, cıvıl cıvıl kartlar.

Yazının kalanını okuyun »

2. Murat, Mevlana ve Muradiye Camii

15. yüzyılın ilk yarısında padişah 2. Murat (Murad Hüdavendigâr) Edirne’deki sarayında bir gece uyurken rüyasında Mevlana’yı görür. Rüyada Mevlana padişaha “Murad, evladım! Edirne’ye neden bir Mevlevihane yaptırıp yüce yaratanın rızasına layık olmuyorsun?” diyerek sitemde bulunur. Yazının kalanını okuyun »

Babama Veda

Bu sabah, bir başka sabah. Dışarıdan gelen fısıltılı insan sesleri yüreğimi daha çok burkuyor. Ağlamıyorum hayır; ama ağlasam benim için galiba daha iyi olurdu. Yüzümü yıkadıktan sonra aynada bir süre kendimi seyrettim fakat yüzümde daha önce gördüğüm ifadelerden hiçbirisine rastlayamadım.  Dayım geldi kendimi seyrederken aynada. Yazının kalanını okuyun »

Türk Malı Dizisi ve Dil Katliamı

“Millî his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin millî ve zengin olması, millî hissin inkişafında (gelişiminde) başlıca müessirdir (etkendir). Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek istiklâlini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.”

M. Kemal Atatürk’ün 1930 yılında Yazının kalanını okuyun »

Başka Dünyalar – Nadine Gordimer

Ve geceler boyu, yalnızlığa doğru

her yıldızdan uzağa düşer bu ağır dünya.

Biz hepimiz düşmekteyiz. Bu el de

her şeyde var bu düşme hastalığı, kimse karşı koyamıyor.

Ve sonunda düşmez oluyor, bu düşen evren

hep varolan Biri’nin zarif ellerinden.

Yazının kalanını okuyun »

Benim Adım Nobel: Orhan Pamuk

Hepinize, herkese çok çok kızdığım için yazıyorum. Bir odada bütün gün oturup yazmak çok hoşuma gittiği için yazıyorum. Onu ancak değiştirerek gerçekliğe katlanabildiğim için yazıyorum.

Bu ülke topraklarında en çok konuşulan, dünya üzerinde adından en fazla söz ettiren, kendi deyimiyle en fazla dövülen, edebiyat çevrelerinde hunharca eleştirilen, gazetelerin manşetlerine, edebiyatın tarihine en çok not düşülen yazarlardan biri oldu Orhan Pamuk. “Türkiye’de çok satılıp az okunuyor” dendi kitapları için ama dünya büyük bir ilgiyle hatta sadakatle okuyordu onu. Zaten kitaplarının kırk yedi dile çevrilmesi bunu kanıtlayan en büyük detay değil miydi?

Yazının kalanını okuyun »

Page 1 of 212